30 Ekim 2011 Pazar

MODERN TÜRKİYE'NİN KAYNAKLARI II:ABDÜLHAMİD / S.AKŞİN SOMEL / 30 EKİM


·        Sultan Abdülhamid mutlakiyet anlamında egemenliğini sürdürebilmiş son padişahtır.
·        Kanuni sonrasında padişahların etkileri sembolikleşmiştir. Bunların istisnaları IV.Murat, II.Mehmet ve son olarak II.Abdülhamid.
·        Abdülhamid Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ekibin yetiştiği dönemin hükümdarı. Dolayısıyla yetişirken sürekli Abdülhamid ile çekiştiler.
·        Cumhuriyet dönemi yayınları Abdülhamid için Kızıl Sultan derken, ona alternatif olarak gelişen İslami akım da diğer bir uca giderek Ulu Hakan demiştir.
·        Abdülhamid tahta çıktığında imparatorluğun durumu: Öncelikle derin bir ekonomik kriz vardı ve Sırp v Bulgar isyan hareketleri ilerlemişti.
·        Tahta çıkar çıkmaz gelişen Rus Savaşı(93 Harbi) sonrası Rusların İstanbul kapılarına dayanmaları sebebiyle ahali orta vadede Osmanlı’nın çökeceğini düşünmeye başlamıştı.
·        Adbdülhamid geldiğinde nüfusun %40’ı gayrimüslim iken Rus Savaşı(93 Harbi) sonrası bu oran %18’e gerilemişti.
·        Gayrimüslim nüfusun bu denli azalması ve Balkanlarda yaşanan çekilme Osmanlı’yı Osmanlıcılık anlayışından İslamcılık anlayışına çekti.
·        Osmanlının orta vadede yaşayamayacağı düşüncesi Müslüman etnik gruplar arasında da “başımızın çaresine bakalım” anlayışına neden oldu.
·        Bu anlayış ile Arnavutlar Özerklik ilan etsede ilerleyen Abdülhamid döneminde buna son veriliyor.
·        Aynı şekilde şimdi Yüksekova o dönem Nehri denilen bölgede bir Kürt hareketi görülüyor ve Halep-Şam ulemasında da Kureyşi olmaması nedeniyle Halife sorgulanıyor.
·        Böyle bir dönemde tahta gelen Abdülhamid’in tahtta geçirdiği 32 yıl “imparatorluğun bütünlüğünü korumak amacıyla” bir gözaltı-ohal dönemidir.
·        Abdülhamid ülkenin durumunun farkındaydı. Bu nedenle Abdülaziz’i tahttan indiren Ordu-Ulema-Bürokrasi kesimlerinin öne çıkan isimlerini birbirlerine yaklaştırmadı.
·        Ordu’nun en gözdeleri olan Gazi Osman Paşa’yı Yıldız Sarayı’nda tuttu. Gazi Ahmet Muhtar Paşa’yı ise prestijli bir şekilde Mısır’a gönderdi.
·        Medreseleri yeni bir siyasi akım başlamaması için çürüttü. Şeyhülislam’ı sürekli gözetim altında tuttu.
·        Abdülhamid, İmparatorluğun geleceği açısından ise bürokrasiye büyük önem veriyordu. Mekteb-i Mülkiyeyi geliştirmiş, modern bir sisteme geçirmişti.
·        Yetişen yeni yetenekli bürokratlar, modern bir sistemde olduğu gibi siyasetin emrinde çalışmıştır. Eskisi gibi, bürokratlar siyaset yapmamıştır.
·        Abdülhamid bu modern bürokrasiyi idare etmek için de Yıldız Sarayı’nda ataerkil bir bürokrasi kurmuştur. Bu insanlarda tek aranan padişaha mutlak sadakattir.
·        Abdülhamid döneminde hukuk, ordu, ekonomi, ulaşım, iletişim ve eğitim alanlarında bir çok reform yapılmıştır.
·        Hukuk alanında; yargı bağımsızlığı ilk bu dönemde gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. İlk Hukuk Muhakemesi Usul Kanunu yayınlanmıştır. İlk avukatlık(dava vekilliği) ve savcılık(madde-i umumilik) makamları bu dönemdedir.
·        Ordu alanında; Van Der Goltz’u Almanya’dan getirerek askeri eğitimleri modernleştiriyor.
·        Ekonomi alanında; Duyun-i Umumiye’yi kuruyor ve tarımsal modernleşmeyi sağlıyor. Dış borçların 3/2sini ödüyor. Ziraat Bankasını kuruyor.
·        Ulaşım alanında; Demiryolu hattı kurulacaktı ve büyük bir sermaye gerekiyordu. Bu da yoktu. Demiryolu hem ekonomik hem de askeri bir gereklilikti.
·        Yabancı firmalar demiryolu güzergahının iki tarafında 20-25 kilometre alandaki madenlerin gelirlerini, km başına asgari kar belirleyerek istediler. Anlaşıldı.
·        Eflak-Boğdan kaybedilince tahıl ambarından yoksun kalan İstanbul’a demiryolu sayesinde Anadolu’dan tahıl getirildi.
·        Hicaz Demiryolu projesine girişildi. Bu proje Abdülhamid için bir prestij meselesiydi. Bu nedenle memurların maaşından kesilerek bu proje desteklendi.
·        Amaç Araplara Halife’nin modernliğini göstermekti. Mekke’ye ulaşamasa da Medine’ye yakın bir yere kadar ulaştı. Panislamizm için önemliydi.
·        İletişim alanında; Telgraf hattı imparatorluğun tamamına ulaştırıldı. Böylece Abdülhamid, Yıldız Sarayı’ndan imparatorluğun tamamına egemen oluyordu.
·        Yıldız Sarayı’nda kurulan telgraf istasyonu sayesinde en ücra kazalardaki insanlar bile Abdülhamid ile temasa geçebiliyordu.
·        Bu dönemde bir çeşit ülke içi pasaport olan Mürur Teskeresi kullanılmıştır. Seyahat edecek insanlar bunun için İstanbul’dan izin almak zorundaydı.
·        Zamanla bu telgraf sistemi Jön Türkler tarafından kullanılmaya başlandı. Abdülhamid karşıtı telgraf memurlarından biri olan Talat, gelecekte Talat Paşa olacak.
·        Eğitim alanında amaç; eğitimin yaygınlaştırılması, mezunların devlete yarar sağlaması ve toplumun Suni İslam ve halifeye sadakate yöneltilmesi.
·        Abdülhamid dönemi okulları modern sistemdedir. Belli yaşta başlanır ve basamakla yükselinir. Bu çocuklarda ilerleme düşüncesi yaratıyor.
·        Bu terakkiyatçı(ilerlemeci) düşünce 2. meşrutiyet dönemindeki tüm kesimlerde görülmüştür. Türkçüde de Ümmetçide de Batıcıda da.
·        Abdülhamid dönemi eski eğitimden derin bir kopuştur. Bu dönemin eğitiminden çıkan çocuklar Fuzuli’den değil Fransız Edb.’dan zevk alır.
·        Abdülhamid dönemi okulları bugünkülere benzer. Fen Bilimlerine çok önem veriliyor. Sosyal bilimlere hiç önem verilmiyor.
·        Baskıya ve sansüre rağmen Abdülhamid dönemi basın ve yayının en geliştiği dönemdir.
·        Basın siyasetten bahsedemediği için farklı konulara yöneldi, bilim-teknik gibi. Bu da bir devrimdir. İnsanların ilgileri rasyonelleşti.
·        Okur-yazar kitlesinin artması nedeniyle talep de artıyordu ve çeviriler hem geniş kitleye hem de hızlı yapılacağından dil bu dönemde epey sadeleşti.
·        Osmanlı tarihinde ilk kez kitlesel bir modernleşme görüldü. Bu dönemin çocukları batıyı bölük pörçük doğuyu da hiç bilmeden büyüyünce batıya hayran, doğuya düşman oldu.
·        İlk gençlik hareketi bu dönemde görülmüştür. Öncüsü Beşir Fuat intihar ederken duygularını yazarak Allah’ı inkar etti ve ardından intihar modası çıktı.
·        Tüm dönemin en önemli yürütücülerinden Ahmet Mithat Efendi bu kuşağa dekadanlar diyordu.
·        Hamidiye Alayları’nın kurulduğu ortam nasıldı?
·        Doğu And.’da Çaldıran’dan beri istediğinde vergi veren istediğinde vermeyen Kürt beylikleri hüküm sürüyordu. Bunların yöneticileri ortadan kaldırılmıştı.
·        Asayişi sağlayan bu beylikler ortadan kaldırılınca bu güç boşluğunu devlet dolduramadı. Bu boşluktan en çok Ermeniler zarar gördü.
·        Ermeniler önce Osmanlı’dan yardım istedi ancak alamayınca bu kez Rusya’dan yardım istedi. En başta belirttiğimiz o “başının çaresine bakma düşüncesi” burada önemliydi.
·        Abdülhamid bu ortamda başlıca 3 nedenle Hamidiye Alayları’nı kurdu.
·        1.si, bu dağınıklığı kontrol etmek istedi. 2.si, Ermeni milliyetçiliğini durdurmak istedi. 3.sü, olası Rus Savaşına karşı Kürtleri örgütlemek istedi.
·        Abdülhamid diğer büyük padişahlar gibi devletin merkezinde dev camiler yaptırmamış, devletin ücra köşelerine mütevazi camiler yaptırmıştır.
·        Halkla paylaşılmasa da bu dönemde devletin üst kesiminin layihalarında görülebileceği gibi Türklük önemlidir ve Anadolu da bunun merkezidir.
·        Abdülhamid sansürü, Türklük ile ilgili yayınlara dokunmamıştır. Aksine teşvik etmiştir.
·        Abdülhamid de Söğüt’ten getirdiği çocukları eğiterek padişahı koruyan Ertuğrul Alayı’nı oluşturmuş, soyunun Kayı Boyu’ndan olduğunu göstermek istemiştir.

Oğuzhan ZEKİOĞLU

MODERN TÜRKİYE'NİN KAYNAKLARI I:TANZİMAT / HAKAN ERDEM - 23 EKİM


·        En başta Osmanlı'nın "Dağılma Dönemi" diye anlatılan dönem bir dağılma dönemi değildir, toparlanma dönemidir.
·        Vaka-i Hayriye'nin hiç bir yerinde bir hayır yok. İstanbul'un ortasında 6.000 Yeniçeri katlediliyor.
·        Yeniçerilerin öldürülmesinin nedeni Yeniçerilerin değil, onlardan seçilmiş askerlerden oluşan Eşkinci Ocağının isyan etmesidir.
·        II. Mahmut Osmanlı'da kendisine bağlı olan toprakları feth etmeye çıkmış ve devleti merkezden yönetmeye çalışan ilk "diktatör"dür.
·        Koca Hüsrev Mehmet Paşa, II.Mahmut öldüğünde ilk hükümet darbesini yaparak kendisini sadrazam olarak atamıştır.
·        Tanzimat Fer. ile Padişah, meşrutiyet olmadan kendisini sınırladı. Tanzimat ile bürokratlar kendilerini koruma altına almıştır.
·        Padişah yemin ettiğinden ve söz verdiğinden Tanzimat Fermanı bir sözleşme gibidir. Abdülmecit de bu sözüne uymuştur.
·         Islahat Fermanı ise Müslüman ve Gayri Müslim eşitliği açısından önemlidir. Cumhuriyet Dönemi'nde laiklik tepeden inmemiştir.
·        Bu dönemde ilk kez Osmanlı milleti kavramı ve vatandaşlık kavramı ortaya çıkmıştır.
·        Paris Antlaşmasında Abdülmecit ilk kez Türkistan adını kullanmıştır.
·        Anayasa Mahkemesi hariç bütün devlet kurumları bu dönemde kurulmuştur. Dağılma değil, "modern devletin" kurulma dönemidir.
·        Osmanlı'da en erken gelişen milliyetçilik bahsedildiği gibi diğerleri değil, Türk milliyetçiliğidir.
·        Osmanlı'da "Devşirme-Türk" çekişmesi 20.yy'da kendisi milliyetçi olan tarihçilerin geriye dönerek yaptığı bir çıkarımdır.
·        Cumhuriyet Dönemi'nin Tanzimat'a ilişkin "Çok ulusluluğu denediler, beceremediler." türü eleştirisi doğru değildir.
·        Osmanlı Devleti "hasta adam" olarak devrilmemiştir. Savaşa girerek sona ermiştir. Şüphesiz sağlam adam da kurşunla ölebilir. 
·        Aklımda kalan en belirgin nokta şu: Tanzimat Dön. bir "dağılma" dönemi değil, "modern devletin" kurulma dönemidir.

 Oğuzhan ZEKİOĞLU