· Osmanlı modernleşmesinde eğitim ve bilime büyük önem verildi.
· “Güçlü bir devlet yaratmak” bu dönemin ortak amacıdır.
· Osmanlı modernleşmesini genellikle Tanzimat ile başlatırlar ancak benim fikrim 1826’dan itibaren Vaka-i Hayriye denen olayla başlatmamız lazım. II.Mahmut’un reformları onunla başlamıştır.
· 1826’dan 1876’ya kadar ordu siyasi iktidara tabiidir. 76-78 arası ordu belirleyici güç olmuştur.
· Abdülhamid Rus Savaşı sonrası orduyu tasfiye etmiştir.
· 1826’dan 1876’ya kadar modernleşme üst düzey bürokratlar eliyle yürütülmüştür.
· 76-78 arası ordunun üst düzey bürokratları eliyle ancak anayasa ile yürütülmüştür.
· 78 sonrası ise Abdülhamid yani saray eliyle yürütülmüştür.
· II. Meşrutiyette ise parti (İttihat ve Terakki) eliyle yürütülmüştür.
· Meşrutiyet talepleri genç hareketlerinin de etkisi vardır. Genç hareketlerini 2. döneme ayırarak inceleyebiliriz.
I. DÖNEM GENÇ HAREKETİ
· Genç-Yeni Osmanlılar hareketi. Bir Anayasa ve parlamento istiyorlar. Neden? II.Mahmut ile başlayan bürokrasi tahakkümüne son vermek.
· Meşrutiyet talebi gelince bürokratlar; “Bu ahali mi ülkeyi yönetecek, siz ne yapıyorsunuz?” diyor.
· Namık Kemal bu dönemde orta yolu bulmak ve modernleşme çabasına geleneksel kaynak göstermek için “İcma-i Ümmet ve Meşveret geleneği Osmanlı’da parlamento olarak yalnızca yeni bir şekle sokulmalı” diyor.
· 1877’de yapılan Seçim Yasası’nı değişiklikler yaparak 1946’ya kadar kullandık. Belediye Kanunu’nu 1930’lara kadar kullandık. Kanun-i Esasi 1924’e kadar kullanıldı.
II. DÖNEM GENÇLİK HAREKETİ
· Abdülhamid iktidarı boyunca en çok eğitime önem verdi. Abdülhamid muhalifleri gençlerde bu yüksek eğitim kurumlarında eğitim gördü.
· Jön Türklük genel muhaliflerin ismi olarak kullanılır.
· Her İttihatçı Jön Türk’tür ancak her Jön Türk İttihatçı değildir.
· İttihat ve Terakki: Kurucular, yüksek okullular. Anayasa ve parlamento istiyorlar.
· 1902’ye kadar çok dağınıklar, 1902’den 1908’e kadar da kesintileri olan bir süreç yaşıyorlar. Çok merkezli, çok liderli alışık olunmayan bir yapıları var.
· 1902’de birleşme amaçlı I. Jön Türk Kongresini topladılar ancak burada 2 grup öne çıktı.
· Birincisi Ahmet Rıza’nın olduğu grup;
o Abdülhamid’i asker yardımıyla devirelim diyorlar.
o Katı merkeziyetçi yönetim taraftarılar.
o Ülkeyi atanmışlar yönetmeli diyorlar.
o Devletçi ekonomi yanlısı bir tutumları var.
o Meşrutiyet kavramını öne çıkarıyorlar.
o Terakki ve İttihat adında bir parti kurdular.
· İkincisi Prens Sabahattin’in olduğu grup;
o Osmanlı Devleti, Paris ve Berlin Antlaşmalarında reform sözü verip uygulamadığı için Abdülhamid’i devirmede antlaşmaya taraf olan bu devletlerden yardım isteyelim diyorlar.
o Yerel yönetimlere öncelik verme yanlısılar ancak siyasi değil, idari adem-i merkeziyetçilikten bahsediyorlar.
o Ülkeyi seçilmişlerin yönetmesini istiyorlar.
o Liberal ekonomi yanlısı bir tutumları var.
o Demokrasi kavramını öne çıkarıyorlar.
o Ermeni siyasal örgütleri ile beraber çalışıyorlar.
o Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet adında bir parti kurdular.
· 1907’de II. Jön Türk toplantısında bu 2 birlik ve bir çok birlik ortak imza ile Abdülhamid’in gitmesi için karar aldı.
· 31 Mart’a kadar 1 sene boyunca meşrutiyetle beraber tahtta kalan Abdülhamid tahttan indirildi.
· 23 Temmuz 1908’den itibaren İttihat ve Terakki ortalığa çıkmaya başladı. Devlette kadrolaşmaya başladı.
· Dönemin liberalleri ve muhafazakarları İttihat ve Terakki’yi eleştirmeye başladı.
· 31 Mart – Balkan Savaşı arası ordu yeniden siyasete karıştı. Hareket Ordusu ile İstanbul’a gelen komutan Sadrazam oldu.
· İttihat ve Terakki’nin genel başkanı yoktur, kolektif liderlik vardır. Merkez-i Umumi’nin kararlarını hayata geçiren genel sekreter vardır.
· Derin devlet dediğimiz yapılanma bu dönemde ortaya çıkmıştır.
· II. Meşrutiyet’in kadın hareketleri de çok önemlidir. Kadınlar cumhuriyet sonrası da Dünya II. Kadınlar Kongresi’ni İstanbul’da toplamıştır.
· Soru: İttihat ve Terakki’nin Mili Mücadele döneminde ne etkisi var? Halifelik?
o İttihatçılar dine bir çimento olarak bakarlar. Dini bir araç olarak kullanmak isterler.
o I. Dünya Savaşı sonrası İttihat ve Terakki’ye insanların bakışı o kadar kötüdür ki, Mustafa Kemal’in İstanbul basınına ilk demeci “Biz İttihatçı değiliz” olmuştur.
o Milli mücadelenin örgütsel tabanı İttihat örgütleri üzerinedir.
o Dünya tarihinde ilk kez bir parlamento halife seçmiştir.
Oğuzhan ZEKİOĞLU



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder